21 Kasım 2015 Cumartesi

Asansör Gerginliği



Merhaba birbirine selam vermeyen insanlar, merhaba nezaketten yoksun büyüyenler ve merhaba kendi kendine gülene deli diyenler.

İstanbulluların mahalleden rüya yasam evleri, orkide rezidansları ya da bilmem ne konaklarına göçü kolay olmadı tabii ki. Zaman içerisinde yan komşuyu şortla havuzda görmeye bile alıştık ama şu asansör kullanmaya adapte olamadık. Bakın asansör kullanmak diyorum çünkü olaya ciddiyet katmam lazım. 

Yan komşuların sapık, katil ya da şizofren olduğuna inanılan bir dönemde yaşadığımızı biliyorum. Mesela Kabataş'da yürürken aniden karşınıza deri kıyafetli adamlar çıkıp üzerinize işemek isteyebilir. O denli ütopik bir ülkeyiz. Bu yüzden  asansörde her gördüğümüze günaydın diyemeyiz. 

Sabahın köründe 4 kişilik asansöre binmeye çalışan 5 kişiydik. Bir de çocuk.  Daracık alanda birbirine sebepsizce uyuz olan beş kişi. "Günaydın" 
Kimseden ses yok. Asansörün ağırlık sebebiyle ötmesini umursamıyoruz. 
"Sanırım sizin inmeniz gerek beyefendi. Taşımayacak" 
Kimseden ses yok. 
"Bir adım geri gelin bence"
Ses yok.
Kendi aralarında sıkışmalar, inip tekrar binmeler derken çeşitli kombinasyonlarla tekrar yerleşildi ve asansör hareket etti. 
Suratlar hala asık. 
Ondördüncü kattan inmeye çalışıyoruz, yolumuz uzun. 
Kimse göz göze gelmemeye çalışıyor. 
Garip bir tedirginlikle saate bakmaya calışmalar, telefonun tuş kilidini açıp kapamalar, tavana bakanlar derken yanımdaki öksüren ufakliğa dönüyorum. 
"Hasta mı oldun, gecmiş olsun" 
"Tam beş gün okula gitmedim. Çok kusmuştum da, bir de ishaldim biliyomusun "  mahçup mahçup kıkırdıyor. 
Ben de gülüyorum. Herkes gülüyor. 
Suratsız kadın "salgın var" diyor. Takım elbiseli adam "dikkat etmek lazım" diyor. Bir başkası "bol bol c vitamini" tavsiye ediyor.  İndiğimizde herkes birbirine iyi günler diliyor. 

Çocuklar böyledir. Yetişkin birine günaydın diyemezken, çocuklara gülümseyebilirsiniz. 
Bazen düşünüyorum. Büyüdükçe çirkinleşiyoruz. Koca yetişkinler göz göze gelemezken, ufacık bir çocuktan konuşmayı öğreniyoruz.  

14 yorum:

  1. Aynı binayı paylaşıp komşu olduğunu bilip verilen selamı almamak ayıp bence! Yazıyı okur okumaz aklıma ilk gelen çocuğun büyüyünce benzer davranışlar sergileyeceği idi. Büyüyünce dünyalar kirleniyor ya o hesap... Ama sen o dünyanin kirlenmesine izin verme hergün günaydın demeye devam et. Bakarsın bir gün herkese sirayet eder daha bir güzelleşir bina, site sonra mahalle. Hani göle bir taş atarsın halka halka genişler, o hesap. Ütopik mi oldu yazdıklarım? Galiba öyle oldu:))

    YanıtlaSil
  2. Ben Kadıköy Göztepe de oturuyorum 9 senedir ve bizim apartmana Gunaydın diyerek alıştırdım desem ğı :) ayrıca yaş aralıda yuksek :)

    YanıtlaSil
  3. Hepimiz aynı şeyleri yaşıyoruz galiba. Sadece asansörde değil karşılaşılan giriş çıkışlarda da durum aynı.

    YanıtlaSil
  4. Eline emeğine sağlık. Yine muhteşem yazmıssın :)

    YanıtlaSil
  5. Merhaba blogunuzu takipteyim bloguma beklerim

    YanıtlaSil
  6. Merhaba blogunuzu takipteyim bloguma beklerim

    YanıtlaSil
  7. Nasıl güzel tespitler bunlar ,çocuklar her zaman masumdur ,büyüklerde keşke ders alsa :((

    YanıtlaSil
  8. Asansörler beni hep tedirgin eder düşecek ya da içinde kalacağım diye. O yüzden hiç kullanmamaya çalışırım. Bu yazıda da içimi dökmüş olayım :D

    YanıtlaSil
  9. keşke hep çocuklar kadar masum ve düzgün ve dürüst kalabilsek. Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
  10. Ah maalesef genel olarak böyle.. Bir selam vermek bile fazla gelir olmuş insanlara...:(

    YanıtlaSil
  11. O asansörlere sıkış tepiş binmekten hiç hoşlanmam o yüzden yürünebilecek bir katsa hiç kullanmam

    YanıtlaSil
  12. Merhabalar
    Benzetmeler harika. Güzel bir yazı. Tebrikler.
    Birgulunlezzetleri

    YanıtlaSil
  13. Merhabalar
    Benzetmeler harika. Güzel bir yazı. Tebrikler.
    Birgulunlezzetleri

    YanıtlaSil
  14. Yeni keşfettiğim bir blog, okuduğum ilk yazınız bu oldu ama aynı zamanda en etkileyicisi de bu olacak sanırım..
    Olayı gözümde harika canlandırdınız. Kendi bloguma da beklerim:)

    YanıtlaSil